İletişim

Tel:0312 365 59 50

Gsm:0532 282 93 05

Dernek Ankara Merkez  Umut Emlak Ofisi 

Dereboyu Cad. 335. sok. No:5/A

Akdere/Mamak

 


 

TARİHİ VE TURİSTİK YERLER

Kestane Aşı: Kestaneler yarılarak suda haşlanır. Kabukları biraz açılınca sudan alınarak kabukları ayıklanır. Temizlenmiş kestane içlerinin üzerine bolca su ve şeker katılarak pişirilir. Soğuk olarak yenilir.

Kabak Ekmeği: Olgun bir akkabak alınır. Kabukları soyulur. Rendeden geçirilir. Hazırlanan yufka üzerine rendelenmiş kabaklar serilir. Toz şeker ve ceviz ilave edilir. Üzerine çiğ bir yufka serilip kenarları bastırılır. Hafif ateşte pişirilerek yenilir.

Mısır Unu Çorbası: Tencerede su kaynatılır. İçerisine tuzu ve mısır unu yavaş yavaş dökülerek çırpıncak adı verilen özel aracıyla çırpılır. Koyu bir kıvama gelinceye kadar kaynatılır. Tabağa alınan çorbanın üzerine ayran veya yoğurt dökülerek yenilir.

Pekmezli Fasulye: Fasulye haşlanarak bir miktar suyla tekrar ocağa konulur. İçine pekmez veya şeker konularak pişirilir. Bu yemeğin özelliği yağsız oluşudur.

Malak: Mısır unu çorbası koyu kıvamda hazırlanır. İki kaşıkla oval biçimde kesilen parçalar tepsiye dizilir. Üzerine şeker, bal veya pekmez şerbeti ile eritilmiş tereyağı gezdirilerek yenilir.

 


 

 

 

GEZİLECEK VE GÖRÜLECEK YERLER

 

İlçemiz sahip olduğu doğal yapısı cenneti andıran ormanları, doğal su kaynakları ile eşine nadir rastlanan güzelliklere sahiptir.

DEĞİRMENBAŞI SUYU: İlçemize altı kilometre uzaklıkta olup Gürleyik Köyü sınırları içerisindedir. Kaynağın çıktığı yer ormanlık bir arazi içerisinde olup görülmeye değerdir. İlçemizin içme suyu bu kaynaktan sağlanmaktadır.

FABRİKA DERESİ: İlçemize sekiz kilometre uzaklıkta olup Gürpelit Köyü sınırları içerisindedir.Bu su üzerinde alabalık tesisleri kurulmuştur

YASLIKIZ, BUĞMA, BARAGÖZ,HARMANCIK EVLERİ: İlçemize bağlı Kuztekke mahallesinde tamamen ormanla kaplı yayla ve mesire yerleridir.

KIZILCASU, AT ALANI, ISIRGANLL KARACAKAYA ORMANLARI: İçerisinde değişik türde ağaç ve yabani hayvanların bulunduğu tabii park durumundadır.

ERENLER TÜRBESİ: Dağlı Köyü mevkiinde Arpa Çukuru denilen yerde bulunmaktadır.

ŞEYH SİR ALİ BANİ TÜRBESİ: Kuztekke Mahallesi Tekke mevkiinde bulunmaktadır.

KIRK MERDİVEN: Salman Köyü sınırları içerisindedir. Taştan oyma merdivenlerden dönerek inilmektedir. Eski kalıntılar define arayıcıları tarafından karıştırılmıştır

BEZEZ KALINTILARI: Alancık Köyü sınırları İçerisinde, eskiden yerleşim yeri olduğu anlaşılan, toprak altında kalan kalıntılardır.

DAĞLI KUYLUCU: Dağlı Köyü sınırları İçerisinde 150-200 metre derinliği olan büyük bir çukurluktur. Atlas Ekibi tarafından tespit edilmiş olup. Atlas Dergisinde yayınlanmıştır.

 

 

KÖY DÜĞÜNLERİ

KIZ İSTEME: Köylerde evlenmeler görücü usulü ile yapılmaktadır

İstenecek kız görülür. Gönlü olup olmadığı oğlan ailesi tarafından araştırılır. Kızın arkadaşları aracı yapılarak evlenmeye razı olup olmadığı öğrenilir. Köy geleneğinde bu olaya "ağız arama" adı verilir. Kızdan olumlu cevap alınırsa kız babasının hatırının kıramayacağı kişilerle ilişki kurulur. Oğlan ailesi bu kişileri yanına alarak kız istemeye gider.

İlkönce hatır sorma gibi misafir geleneği yerine getirilir. Daha sonra ziyaret sebebi sorularak oğlan tarafının konuya giriş yapması sağlanır. Bu aşamadan sonra geleneklere uygun bir tekerleme ile "Allahın emri. Peygamberin kavli ile" kız oğlan istenir. Çoğunlukla kız isteneceği önceden bilindiği için kız ailesi kendi arasında bir karara varmıştır. Eğer cevap olumlu ise "Allah nasip ettiyse biz ne diyelim' ibaresi kullanılır. Bu durumda söz kesilmiş olur. Kız isteme faslından sonra nişan tarihi konuşularak bir karara varılır. Söz kesmenin belirtisi olarak şerbet dağıtılarak tatlıya bağlanır.

 

NİŞAN DÜZME :Nişandan önce oğlan tarafı kız için gerekli olan giyeceği ve takıları hazırlar. Toplantı zamanında yemek üzere helva ve şeker alınır. Nişan günü erkek tarafı yakınları ile beraber kız evinde toplanırlar. Kız evindeki ikramda sonra kız için hazırlanan hediyeler bırakılır. Bu hediyelere halk arasında "Nişan Bohçası" adı verilir. Daha sonra geleneklere uygun olarak kız ve oğlanın yüzükleri takılır. Oğlan tarafının getirdiği takılar da bu arada takılır. Takıdan sonra erkek tarafının getirdiği helvaya oğlan babası para basar, diğer misafirlerde bunu takip eder.Toplanan para kız evinde kalır. Helva kesilir ve kız evinde misafirlere dağıtılır. Genellikle gençler kendi aralarında eğlenirler. Bu arada yaşlılar arasında düğün tarihi ve düğün hazırlıkları konuşulur.

Genellikle düğünden önce nikah işlemleri Köy Muhtarlığı tarafından yürütülür. Kız ve oğlanın sağlık muayeneleri, muhtar ve babaları eşliğinde Sağlık Ocağında yapılır. Resmi nikah yanında İmam nikahı da kıydırmak adettir.

 

SAĞADAK (SANADAK): Düğün günü kız tarafı misafirlerinin oluşturduğu topluluğa "Sağadakçı ", bu topluluğun düğün yerine çalgı eşliğinde alınmasına "sağadak" denir.

DÜRÜ: Gelin için getirilen hediyelerin isim söylenerek bir yerde toplanmasına "Dürü Dökme" denir.

KINA: Düğünden bir gün önce kız evinde kadınların toplanarak kına yakmalarına ""Kına" denir. Kına esnasında bir yandan eğlence yapılırken, bir yandan da erkek tarafından gönderilen helva konuklara ikram edilir. Helvaya para basılır. Hazırlanan kına maniler eşliğinde gelinin ve arkadaşlarının ellerine sürülür.

 

DÜĞÜN: Belirlenen düğün tarihine göre, köy ve çevre köylerdeki akraba, tanıdık ve dostlarla gurbette bulunan yakınlar düğüne davet edilir. Bu davetler evde yapılan helva dağıtılarak yapılır. Düğünlerde çalgı olarak kullanılan davul, zurna ve kemane eşliğinde erkek tarafının ileri gelenleri "silsana" bırakırlar. Silsana, erkek tarafının aldığı altın, giyecek, çorap, ayakkabı gibi eşyaların kız evine götürülmesidir.

Düğün yerinde hazırlanan oturma yerlerine gelen misafirlere çeşitli ikramlarda bulunulur. Kız tarafının ileri gelen erkek ve kadınları davul zurna eşliğinde belirli bir yerden alınır. Karşılayıcılar tarafından getirilen tepsi içerisindeki yiyecekler ile sanadak koçu" kız tarafı misafirlerine verilir. Kız tarafı isterse sanadak koçunu kestirerek düğünde yerler veya parasını alarak bu parayı köyün ortak işlerinden birinde kullanırlar.

Düğünlerde kadınlar ve erkekler ayrı ayrı yerlerde bulunur. Genellikle kadınlar eğlenen erkekleri uzaktan seyrederler.

Düğün gününün ilerleyen saatlerinde köy imamı tarafından damat ve sağdıca kına yakılır.Tepsi içinde okunmuş helva misafirlere dağıtılır. Bu sırada damat tüm konuklarla el sıkışır. Erkek tarafı gelin alma için yola çıkar. Davul, zurna ve erkek köçek eşliğinde , kız evine varılır. Kadınlar geline getirdikleri hediyeleri açarak isim söyleyerek ortaya koyarlar. Buna "Duru" denir. Duru esnasında damat ve sağdıca bal ve tatlı ikram edilir. Damat, kendilerine ikramda bulunan kişiye bahşiş verir.

Sürüden sonra gelin, evdeki yakınları ile helalleşir. Gelinin çeyizi taşınmaya başlanırken, çeyiz sandığı üzerine yakınlarından biri oturur. Bu kişiye de bahşiş verilerek sandık alınır. Eğer daha önceden başlık parası konuşulmuş ise o da bu sırada kız babasına verilir. Başlık parası almayan kız babaları olduğu gibi, eskisi kadar olmasa bile hala başlık parası alan aileler vardır.

Gelinin evden çıkarılması sırasında davul eşliğinde zurna ile "Gelin Çıkarma Havası" denilen yanık bir uzun hava çalımı Kızın babası ve erkek kardeşi gelinin koluna girerek evden çıkarılır. Yakınları arkasından ağıt yakmaktadır. Gelinin bindirileceği ata erkek kardeşi veya yakını bir erkek çocuk binmiştir. Ona bahşiş verilerek attan indirilir ve yerine gelin bindirilir. Gelinin ağabeyi veya yakını bir kişi gelin atını damat evine kadar çekmek ve gelini yeni evine teslim etmekle mükelleftir.

Gelin atının arkasına 'Hakçı' denilen beyaz, pullu çarşaflar giymiş kadınların bindiği atlar dizilir. Davul zurna çalarak düğün kafilesi erkek evine gelir. Gelin içeriye alınınca o günkü düğün eğlencesi bitmiştir. Düğüncüler dağılır. Artık gerdek için hazırlık başlar.

Akşam namazından sonra imam çağırılarak dini nikah yaptırılır. Gerdek odasında gelin ve damadın ikişer rekat namaz kılması, damadın gelini konuşturmak ve duvağını açmak için hediyeler vermesi ve önceden hazırlanan yiyeceklerden yenmesi adettendir.

Ertesi gün gelinle damat yakınlarım ziyaret ederek ellerini öperler. Aynı gün "Semet" adı verilen eğlenceler düzenlenir. Semet, daha çok kadınların ve aile mensuplarının katıldığı bir eğlentidir. Düğünden bir süre sonra gelin ve damat kız evini ziyaret ederek el öperler ve hayır dualarını alırlar.

 

 

DİNİ BAYRAMLAR: Yöremizde dini bayramlar arefe günü mezarlıkların ziyaret edilmesi ile başlar. Ramazan ve Kurban bayramlarının birinci günü ilçe merkezine gelinerek topluca bayram namazı kılınır. Bayram alışverişi yapılır. Bu güne "Bayram Cuması" adı verilir. Bundan sonraki üç gün daha, her gün ayrı bir mahallede olmak üzere bayram yapılır. Her mahalle kendine düşen günde diğer mahalle sakinlerini konuk eder, ağırlar. Erkekler bir yerde toplanırken, kadınlar ise ev ev dolaşarak bayram ziyaretini yaparlar.

FOLKLOR: Yapılan çeşitli düğün ve törenlerde davul, zurna ve kemane eşliğinde yöreye özgü köçek oyunu oynanır. Kemane ve zurna nağmeleri ve davul temposuyla yöre halkı çeşitli "çiftetelli"" oyunları oynar.

GİYİM-KUŞAM: İlçedeki giyim kuşam örnekleri köyler arasında ve ilçe merkezi ile farklılaşma gösterir, ilçe merkezinde yaşayanlar geleneksel giysi biçimlerim terk etmiş durumdadır. Köylerde giyim kuşam hala geleneksel özelliklerini korur. Erkekler, ceket pantolon, gömlek ve kara lastik giyerler. Kadınlar ise başlarına boncuklu tekke, basma entari, yelek ve paçalı şalvar, kırmızı kuşak ile ayaklarına naylon ayakkabı giyerler. Başörtü olarak sarı yazma, çember ve çevre denilen örtüler görülür.

KETEN EKİMİ VE DOKUMA: Yöremizin 1900'lü yıllarda giysi olarak yararlandığı keten bezi günümüzde üretilmemektedir. Dokuma sanayinin gelişmesi, zahmetli bir iş olan keten bezi üretiminin terk edilmesini hızlandırmıştır. Tamamen yöre imalatı olan keten bezleri ve üretiminde kullanılan çıkrık ve tezgahlar günümüzde antika eşya sayılmakta olup, bulunabilen az miktarda keten bezinden Halk Eğitimi Kurslarında yararlanılmaktadır

MANİ VE TÜRKÜLER

Düğünlerde, kına gecelerinde, hasat zamanlarında geleneğe bağlı olarak söylenen mani ve türkülerden bazıları;

Çaya indim ay ile
Beli kınalı tay ile
Tabiatın kurusun
Barınmam kuma ile

Karşıda durma oğlan
Kavalı kırma oğlan
Nasıl olsa benimsin
Merak etme be oğlan

Gökten uçar teyare
Selam söyle o yare
Benden ona fayda yok
Bulsun başına çare

 

 

 

Karadut karasıynan
Her işi sırasıylan.
Sen beni alamazsın
Kaşık parasıynan

Keten göynek bezim var
Eylen sana sözüm var
Utandım diyemedim
Benim sende gözüm var

Karşıda ala yılan
Gözleri civan civan
Beni o yardan ayıran
Sürünsün divan divan

 

 

 

Ekin ektim sazağa
Biçtim koydum kızağa
A benim biricik bubam
Verme beni uzağa

Ekin ektim tarlaya
Parıl parıl parlaya
Nerde güzel varsa
Gelsin bizim tarlaya

Şu giden kimin oğlu
Pantolu çullu mullu
Dönüp dönüp bakıyor
Sanki padişah oğlu

 

BATIL İNANÇLAR

Yöremizde batıl inançlara örnekler: Sağ gözün seğirmesi iyilik, sol gözün seyirmesi o kişiye kötülük geleceğine işarettir. Akşam karanlığında kapı eşiğine oturulmaz. Köpeğin sürekli uluması evden ölü çıkacağına işarettir. Sağ avuç kaşındığında cebe para gireceğine, sol avuç kaşındığında cepten para çıkacağına inanılır

BEDDUALAR

Beddua örnekleri: Adı batasıca. Boyu devrilesice. Dili kopasıca. Ateşlere yanasın . Gidişin olsun da dönüşün olmasın. Ocağın sönsün, kökün kurusun. Kör şeytanından bul. inşallah tepesi üstü gidersin.

HALK DEYİMLERİ VE KELİMELER :

Silsana (seysana): Gelin görme
Sandak:Kız tarafının düğün kafilesi
Hozmur:Patates
Herkil:İçine tahıl konulan iki üç gözlü sandık
Çardak:Tuvalet
Çıkrık:Keten ipliği oluşumunda kullanılan bir alet
Ecük:Azıcık
Pına:Küçük parça
Cice:Abla
Kiren:Kızılcık
İbi:Hindi
Sıkı:Pekmez yapımında elma, armut sıkımında kullanılan alet

YEMEKLER:

Kestane Aşı: Kestaneler yarılarak suda haşlanır. Kabukları biraz açılınca sudan alınarak kabukları ayıklanır. Temizlenmiş kestane içlerinin üzerine bolca su ve şeker katılarak pişirilir. Soğuk olarak yenilir.

Kabak Ekmeği: Olgun bir akkabak alınır. Kabukları soyulur. Rendeden geçirilir. Hazırlanan yufka üzerine rendelenmiş kabaklar serilir. Toz şeker ve ceviz ilave edilir. Üzerine çiğ bir yufka serilip kenarları bastırılır. Hafif ateşte pişirilerek yenilir.

Mısır Unu Çorbası: Tencerede su kaynatılır. İçerisine tuzu ve mısır unu yavaş yavaş dökülerek çırpıncak adı verilen özel aracıyla çırpılır. Koyu bir kıvama gelinceye kadar kaynatılır. Tabağa alınan çorbanın üzerine ayran veya yoğurt dökülerek yenilir.

Pekmezli Fasulye: Fasulye haşlanarak bir miktar suyla tekrar ocağa konulur. İçine pekmez veya şeker konularak pişirilir. Bu yemeğin özelliği yağsız oluşudur.

Malak: Mısır unu çorbası koyu kıvamda hazırlanır. İki kaşıkla oval biçimde kesilen parçalar tepsiye dizilir. Üzerine şeker, bal veya pekmez şerbeti ile eritilmiş tereyağı gezdirilerek yenilir.

 

BİLMECELER:

İletişim araçlarının olmadığı dönemlerde halkımız tarafından toplantı ve eğlencelerde kullanıla sözlü bir gelenektir. Bunlara birkaç örnek:

Kazık tepesinde kel Ahmet:Zognaylas
Damüstünde bitli yorgan:Zıdlıy
Matalcık matalcık, kuyruğu çatalcık:Sakam
Dört kardeş bir kuyuya ok atar:İsemem Keni
Dam altına saç koydum, cümle alemi aç koydum:Mazamar
Altı mermer, üstü mermer, içinde buruşuk Ömer:Ağobmulpak
Dışı kazan karası, içi peynir pırası:Enatsek
Altı çakıl, üstü hatıl, on ayak, bir dayak:Eridnevö, ücürüs, relzükö, nevöd
Yer altında dedem sakalı:Asarıp
İçi geniş, ağzı dar:Mırıf
Dam üstünde kalaylı taş:Ya
Not: Bilmecelerin cevapları tersinden okunacaktır.

ATASÖZLERİ:

İş hayatı ve çalışma üzerine söylenen atasözleri: Çalışmayan öküze saman yok.Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz. Varsa hünerin, her yerde vardır

Beceri ile ilgili atasözleri: Ummadığın taş baş yarar. El elden üstündür. Nura batırılan arabayı koca öküz çeker. Ayağı çarıklı diplomat.

İbret ve ders verici atasözleri: Yaz günü abasız, kış günü azıksız yola çıkma.Buğdayın yoksa, buğday dilin de mi yok? Bizim toprağımızdan çömlek olmaz.Acı suda sabun köpürmez.

<#document-fragment>